.
.
.
Pokémon Master: Aydınlık Savaşçıları (9. Bölüm Eklendi!!!) - Sayfa 2 - Pokémon Master Forumları
 

Pokémon Master: Aydınlık Savaşçıları (9. Bölüm Eklendi!!!)

Pokémon ile ilgili kendi yazdığınız senaryo ve hikayeleriniz
Kullanıcı avatarı
Diva
Pokemon Master
Pokemon Master
Mesajlar: 5004
Kayıt: Pzt Eyl 13, 2010 3:30 pm
Konum: Alamos Town
İletişim:

Re: Pokémon Master: Aydınlık Savaşçıları

Mesajgönderen Diva » Cmt Eki 08, 2011 6:39 pm

Not: Bölümdeki Relus karakteri sahteqar arkadaşımızın senaryodaki karakteridir.

AYDINLIK SAVAŞÇILARI

8.BÖLÜM: VERA'YA SALDIRI




Wento, yalnızca savaş zamanlarında takındığı o yarı gülen yarı dalga geçen tavrı yine takınarak “Onlara güzel bir sürpriz yapalım mı efendim?” dedi. Diva kafasını sallayarak gülümsedi. Aylardır süren plan aşaması artık sona ermiş, uygulama kısmı başlamıştı.

Sam, boynundaki kolyeler şangırdayarak Wento ve Diva’nın yanına geldi. Vera’da uçan kuştan haberi olan Sam, surların teperinde habercilik görevini en iyi şekilde yerine getiriyordu. Nefes nefese kalmıştı ama gülümsüyordu. “Tam beklediğiniz gibi efendim, kuzeyden geliyorlar.” Diva, Wento’ya döndü ve “gerisi sana kalmış” dedi. Wento, planı uygulamak için oradan ayrıldı. Diva, Sam’e yapması gerekenleri söyledikten sonra o da yerini almaya gitti.

******************************************************************************************************************************************************************************

Brand, yanına aldığı onlarca karanlık askeri ile hızla Vera’ya yaklaşıyordu. Erantus’un bu saldırıya sıcak bakmadığı biliniyordu fakat Brand, nasıl bir zamanlar Diva’ya baş kaldırdıysa şimdi de aynısını Erantus’a yapıyordu. Yanına aldığı askerlerle ani bir saldırı yapacaktı ve Vera buna hazırlıksız yakalanacaktı.

Dark Orman’ın merkezinde Dark Orman’daki Shiburya Çarkı’nı koruyan karanlık askerleri ile birleştiler. Vera ani baskınla meşgul olacağından Dark Orman tehlike altında olamazdı zaten.

Dark Orman’daki Shiburya Çarkı’ndan sorumlu askerlerin komutanı Relus, Brand’i karşısında gördüğünde şaşırdı. Uzunca bir süredir ana kaleden askerleri burada görmüyordu. Brand’i tanıyordu ve aydınlık tarafa ihanet edip karşı tarafa geçtiği için ondan hoşlanmıyordu. Saf değiştiren bir asker aynı şeyi bir kez daha yapabilirdi ona göre.

BRAND: Relus, ben karanlık savaşçısı Brand…
RELUS: Kim olduğunu biliyorum. Sen saf değiştiren askersin.
BRAND: Bu pek hoşuna gitmemiş anladığım kadarıyla. Ama şu an burada nöbetini tuttuğun çarkın karanlık tarafa dönmesini “saf değiştirmem” sağladı. Bilmem anlatabildim mi?
RELUS: Seninle tartışma niyetinde değilim. Neden geldiniz? Vera’ya bu kadar yakın olan bir yerde böyle bir askeri hareketlilik fark edilmeyecek mi sanıyorsunuz?
BRAND: Onlar bizi fark ettiğinde çoktan orada olmuş olacağız.
RELUS: Karşı tarafı neden terk ettiğin belli oldu. Vera’yı tanımadığın ortada.
BRAND: Vera’ya yakın olmaktan Vera’ya hayranlık başlamış sende… Neyse, sorunum seninle değil, askerlere ihtiyacım var.
RELUS: Bunu Erantus istemiş olamaz.
BRAND: Erantus bana Vera’ya saldırmamı söyledi. Gerisi doğaçlama olacak sanırım.
RELUS: Bu çok aptalca bir saldırı planı. Shiburya Çarkı’nı askersiz bırakırsam neler olabileceğini biliyor musun?
BRAND: Vera’ya saldırdığımızda, Dark Orman’ı düşünemeyecek kadar meşgul olacaklar. Kuzeyden yapılan bir saldırı onları zaten yeterince şaşırtacak. Ama sorun çıkarırsan Erantus bu saldırıya engel olduğunu duyacaktır.
RELUS: Askerleri al. Ama ben ve iki muhafızım burada kalacağız.
BRAND: Bana uyar.

Brand, Dark Orman’daki askerleri de alarak ormanın derinliklerine daldı. Artık hava yolunu kullanması sürprizi bozabilirdi.

Sürprizden çoktan haberdar olan Vera, hazırlıklarını tamamlamıştı. Diva, Brand’in neden kuzeyden geldiğini biliyordu ve aylar önce mezarcı Junno’ya verdiği emiri hatırlayarak gülümsedi.

WENTO: Her şey hazır efendim.
DİVA: İşaretimle birlikte şova başlayın.

*********************************************************************************************************************************************************************************

Brand Vera’yı gördüğünde eski günleri hatırladı. Kalbinin derinliklerinde hafif bir üzüntü duydu fakat bu üzüntüsünü kalbinden kovmaya çalıştı. O artık bir aydınlık askeri değildi. Zayıfların yanında asla olamadı. Karanlık taraf hem güçlü hem de haklı olan taraftı. Karanlığın kesin zafere ulaşması için de Vera’nın düşmesi gerekiyordu. Ama Brand’in kendine bile itiraf edemese de asıl isteği Diva’yı alt etmekti. Aydınlığın sevilen lideri Diva… Onu yok etmeyi her şeyden çok istiyordu.

Vera’ya iyice yaklaştıktan sonra gözcü pokemonları gönderdiler. Gözcü pokemonlar etrafı kolaçan etti ve hiçbir hareketliliğin olmadığını işaret ettiler. Relus, Vera’yı gözünde fazla büyütmüştü. Burunlarının dibine kadar geldikleri halde ruhları bile duymamıştı. Beklide bu zafer beklediğinden daha kolay olacaktı. Ne de olsa lider Diva, şu an askerlerini komuta edecek durumda değildi.

Gözcü pokemonların dönmesinden sonra Brand, işaretini verdi ve karanlık askerleri bir kez daha Vera’ya saldırıya geçti. Daha önceki pek çok saldırıdan eli boş dönen karanlık askerleri bu kez zaferi kazanacaklarına emindiler. Ormandan fırlayan siyah giysili yüz kadar asker ve karanlığın etkisi altındaki pokemonlar Vera’ya doğru hücuma geçti.

Pokemonlar ve askerler ormandan çıktıktan sonra yeşil bir düzlük boyunca ilerlediler. Vera surlarında bir tane dahi askerin belirmemesi Brand’i hem kuşkulandırdı hem de sevindirdi. Erantus ilk başta bu duruma kızacaktı ama zaferle birlikte Brand’i ödüllendirecekti. Brand bu güzel düşüncelerle gülümserken aniden olanların farkına varmakta zorluk çekti. Ön sıradaki askerler ve pokemonlar bir anda ortadan kaybolmaya başladı.

BRAND: Hey, neler oluyor!!!
Brand cümlesini tamamlayamadan gördükleri karşısında ağzı açık kaldı. Vera’ya giden düzlükte aniden dev hendekler belirmişti. Bu bir tuzaktı ve Brand küçük bir Pidgey gibi bu tuzağa yakalanmıştı.

BRAND: Durun!! Geri dönün aptallar, bu bir Tuzak!!!

Askerler ve pokemonlar Brand’in söylediklerine anlam veremeden kendilerini çukurun dibinde buluyorlardı. Brand kafasını kaldırdığında Vera’nın surlarında yüzlerce ateş pokemonunun belirdiğini gördü. Ateş pokemonları hep birlikte alev saldırısı yaparak çukura düşen askerleri ve pokemonları yok ettiler. Çukura düşmekten kendisini kurtaran bir grup asker ve pokemon geri dönmeye başladı fakat Brand’le birlikte bu gurubun etrafı da alev çember ile kuşatılmış oldu. Çemberin dışında kalanlar hemen yok edildi. Çemberin içindekiler ise şaşkınlıkla oradan kurtulmaya çalışırken ortaya Diglettler ve Dugtriolar çıktı. Çemberin içindeki alanı dev bir çukura dönüştürdüler ve Brand ile birlikte bir grup asker ve pokemonu tutsak ettiler. Brand’in planı buzun erimesi gibi önce su olup sonra da buhar olup uçtu.

BRAND: Lanet olsun Diva!!! Sana lanet olsun… Aman Tanrım!!!

Brand o an Relus’u hatırladı. Vera, Brand’in gelişinden haberdardı. Peki ya Shiburya Çarkı’nı koruyan askerleri aldığından haberi var mıydı? Brand’in sorusuna cevap verircesine Dark Orman’da müthiş bir parıltı oldu ve yer sarsılmaya başladı. Sarsıntı durduğunda Dark Orman’ın üstünde kara bulutlar büyük parıltı ile dağıldı ve ağaçlar yeniden canlı yeşil renklerine döndüler. Pokemonlar siyah renklerinden kurtuldular. Dark Orman’ın her köşesine yayılan parıltı ile Aydınlığın zaferi yeniden sağlanmış oldu. Light Orman geri dönmüştü…

BRAND: Bu… Bu olamaz…

Vera surlarındaki yüzlerce pokemon ve aydınlık savaşçısı bu zaferi sevinçle kutlamaya başladı. Lenoro ve pokemonu Zorua da Dark Orman’dan kaptıkları karanlık görüntüden kurtulmuş oldular.

BRAND: Ama nasıl… Nasıl oraya geçebildiler?

*********************************************************************************************************************************************************************************

Dark Orman’daki müthiş parıltı Karanlık Ülkesi Zona’dan da görüldü. Tüm halk, askerler ve tabiî ki Erantus büyük bir şok yaşıyordu. Vera’nın çevresini saran orman artık Aydınlığın kontrolüne geçmişti. Erantus, şoku atlattıktan sonra penceresinden Light Orman'a doğru baktı ve "Brand" diyerek yumruklarını sıktı.


*******************************************************************************************************************************************************************************

Wento, Vera surlarından ormana doğru baktı ve “Yaşasın Lider Diva” dedi. Diva’nın planı başarılı olmuştu. Diva, olacakları önceden görmüş gibiydi. Wento ve diğer askerler Brand’e sürpriz hazırlarken, Kuzeyden gelen Brand’in, Dark Orman’daki askerleri de yanına alacağını biliyordu. O nedenle Wento ve diğerlerini Brand ile savaşmak için Vera’da bıraktı ve kendisi bir grup askerle yer altındaki büyük tünellerden birine girdi. Bu tünel mezarcı Junno’nun yapmış olduğu mezarlara gidiyordu. Karanlık askerleri aylar boyu o tünelden haberdardı fakat tünelde sadece mezarların olması onları bu tünele müdahale etmeye gerek olmadığı yönünde karar aldırmıştı. Evet, o tünelde mezarlar vardı fakat Diva, yolculuklarına çıkmadan önce Junno’ya emir vermiş ve mezarları belirli bir düzende hazırlamasını söylemişti. Mezar taşları aslında göstermelikti ve yukarıdan aşağıda doğru kayarak inmeye yarayan bir düzenle sıralanmışlardı. Diva ve askerler bu yoldan kolayca ormanın derinliklerine indiler ve savunmasız Shiburya Çarkı’na ulaştılar. Relus karşısında Diva’yı gördüğünde şaşırmadı. Vera’nın bu kadar sessiz kalması zaten iyiye işaret değildi ve Brand, hırsına yenik düşerek büyük bir hata yapmıştı. Relus savaşmayı reddetti ve Diva’nın önünde eğildi. Kendisi aydınlık tarafa geçmek istediğini söyledi. Brand’in saf değiştirmesine karşı söylediklerini gülümseyerek hatırladı. Yanındaki muhafızlar da aynı yönde karar aldılar. Diva, yalnızca kutsal iki kılıcın hareket ettirdiği Shiburya Çarkı’na geldi ve Reshiram kılıcını çıkardı. Kılıçtan çıkan parlak ışık terazideki beyaz kısmı ağırlaştırmaya başladı. Yer sarsıldı ve titreşimler her yere yayıldı. Terazi’nin beyaz kolu ağır bastığı anda çarklar döndü ve ormana müthiş bir ışık yayıldı. Dark Orman, artık Light Orman olmuştu. Eski haline tekrar dönmüştü. Diva, yüzeye çıkıp ormana baktığında gözleri doldu. Gökyüzüne doğru kafasını kaldırdı ve “Başardık” dedi. Gökyüzünde kuş pokemonlar sevinçle uçuşuyorlardı.





8.BÖLÜMÜN SONU...
PokémonMaster.Net
Diva....
Resim

FC: 1822 - 3800 - 3502

Kullanıcı avatarı
Diva
Pokemon Master
Pokemon Master
Mesajlar: 5004
Kayıt: Pzt Eyl 13, 2010 3:30 pm
Konum: Alamos Town
İletişim:

Re: Pokémon Master: Aydınlık Savaşçıları

Mesajgönderen Diva » Pzr Kas 20, 2011 1:52 pm

AYDINLIK SAVAŞÇILARI

9.BÖLÜM: ZAFER ÇIĞLIKLARI VE ERANTUS'UN MEKTUBU




Karanlık tarafın en büyük ve en acımasız komutanlarından Mutana, basamakları çıkarken düşünceliydi. Savaş yakındı ve bu onun intikamını alabilmesi için büyük bir fırsattı. Yıllar önce güzel karısı Alura’yı öldüren Diva’yı, Vera’nın Shiburya Çarkını’n döndüğü an öldürmek istiyordu. Bunu her düşündüğünde gülümsüyordu. Şimdi Erantus’un karşısına gelirken de gülümsüyordu.

ERANTUS: Neden gülümsüyorsun? Durum çok hoşuna gitti sanırım.
MUTANA: Özür dilerim efendim, bu sadece zaferimiz için sabırsızlandığımın göstergesi.
ERANTUS: Hazırlıklar tamam mı? Biliyorsun ki her an bir yere saldırı olabilir. Haber uçuruldu mu her yöne?
MUTANA: Hepsi halledildi efendim. Siz emir verdiğinizde saldırıya geçeceğiz.
ERANTUS: Biraz daha bekleyelim. Karşı tarafın bir adım daha atması lazım.

**************************************************************************************************************************************************************************

Diva, Junno’yu zaferdeki payı için ödüllendiriyordu. Junno, hazırladığı mezar sistemi ile Light Orman’ın tekrar kazanılmasında büyük rol oynamıştı. Dostu Murkrow’u omzundayken Diva tarafından altın Reshiram kılıcı ile ödüllendirildi. Daha sonra da yeni komutanlarına kılıçlarını ve rütbelerini taktı. Bu olaydan bir süre önce Diva, aylardır çalışan askerlerini bir araya topladı ve bu seçimi yaptı.

Yer altındaki çalışma alanında aylarca süren eğitimin ardından Diva, yeni komutanlarını seçmek için askeri kıyafeti ile oraya geldi. Yaklaşık iki yüz kişi sıraya geçti ve sessizce Diva’nın söyleyeceklerini dinlemeye başladı.

DİVA: Vera’nın kahraman savaşçıları, büyük zaferimiz için sizlere minnettarım.
SAVAŞÇILAR: Yaşasın Diva!!! Yaşasın Diva!!! Yaşasın Diva!!!
DİVA: Bu zaferin bizim için değeri büyük fakat kesin zafer kazanılmadan kendimizi başarılı sayamayız. Kesin zaferi kazanmak için de Zona’nın Shiburya Çarkı’nı çevirmemiz gerekiyor. Ve bunu yapabilmek için de Aydınlık Savaşçıları’na layık komutanlara ihtiyacımız var. Bugün bazılarınızı komutan olarak belirleyeceğim. Aylardır süren çalışmalarınızı dikkatle izledim. Seçimi yapmadan önce şunu söylemek istiyorum ki, hepiniz benim için kahramansınız!
SAVAŞÇILAR: Yaşasın Aydınlık! Yaşasın Diva!

Diva, Reshiram kılıcını çekti ve etraf parlak bir beyazlıkla aydınlandı.

DİVA: Aydınlık Savaşçıları! Komutanlarınızı selamlayın! Runo’lu Alen, Kura Vadisi’nden Alara, Sinnoh’tan gelen Yuko, kahraman komutanımız Wento! Komutanlarınızı selamlayın Aydınlık Savaşçıları!

Alen, Alara, Yuko ve Wento Diva’nın yanında geldiler ve diz çöktüler. Diva kutsal kılıç ile onlara dokundu ve komutanlık kılıçlarını taktı. Rütbelerini de taktıktan sonra “kapılar açılsın” dedi. Büyük kapıların açılması ile komutanlara odalarını gördüler. Onlara özel yaptırılan tahtlarda Aydınlık Savaşçıları’na komutanlık yapacaklardı.


********************************************************************************************************************************************************************************

(1 AY SONRA)

Aydınlık Savaşçıları dört komutanın öncülüğünde kuzeye, güneye, doğuya ve batıya doğru harekete geçti. Wento öncülüğündeki ordu kuzeye yönelerek Fitana ve Estulya’yı Aydınlığın kontrolü altına aldı. Batıya yönelen Alara Tetra kasabasını ele geçirmeyi başardı. Kaos Bölgesi’ne yaptığı saldırıda başarısız oldu. Kendi yaşadığı bölge olan Kura Vadisi’ni ele geçirdi fakat diğer yerler için daha büyük bir saldırı yapması gerekiyordu. Doğuya yönelen Alen ve ordusu, doğudaki küçük kasabaları kolaylıkla ele geçirdi. En büyük arzusu kendi şehri Runo’yu geri alabilmekti. İntikamını almayı başardı fakat bazı iyi askerlerini bu saldırıda kaybetti.

Yuko ise güneye yönelmişti. Bu kıta hakkında fazla bilgisi yoktu ama Diva’nın verdiği görevi en iyi şekilde yerine getirmek istiyordu. Hırslıydı ama eğitim aldığı aylar boyunca hırsının yanlış kararlar aldırmasını engellemeyi öğrenmişti. Karanlık Ülkesi Zona’ya uzak olan kasabaları tekrar Aydınlık kontrolüne aldı fakat Zona’ya fazla yaklaşmadı. Diva’nın isteğiydi bu. Aynı zamanda Yuko için iyi bir testti. Yuko kazandığı zaferlerin heyecanı ile Zona’ya saldırabilirdi ve bu hareketi tüm planı alt üst edebilirdi fakat Yuko bunu yapmadı.

Bu saldırılar sırasında Vera’da bekleyen Diva, Erantus’un atacağı adımı merak ediyordu. Kıtanın hemen hemen hepsi yeniden Aydınlık kontrolüne geçmişti. Erantus’un sessizliğini koruması fırtına öncesi sessizlik gibi geliyordu.


*****************************************************************************************************************************************************************************

Erantus, Aydınlık tarafının büyük komutanlarından olan Vionto’nun bulunduğu zindanın kapısını açtı ve içeri süzüldü. Vionto kafasını kaldırdı ve “Yine ne için geldin?” dedi. Erantus gülümsedi ve “Seni serbest bırakmak için” dedi.

*****************************************************************************************************************************************************************************

Sam, koşarak Diva’nın yanına geldi ve selam verdi. Nefes nefeseydi. Böyle olduğunda önemli bir haber vermek üzere oluyordu.

DİVA: Ne oldu Sam? Yoksa Karanlık taraf saldırıya mı geçti?
SAM: Hayır… Hayır efendim. Komutan Vionto geliyor.

Diva, Vionto ismini duyunca gözleri fal taşı gibi açıldı. Hemen Sam’in onu gördüğü yere gitti. Dürbünden baktığında gerçekten de Vionto’nun sendeleyerek Vera’ya doğru geldiğini gördü. Durumu iyi görünmüyordu ama kaçmayı bir şekilde başarmıştı.

DİVA: Hemen gidip Vionto’yu buraya getirin, daha fazla enerji harcamasın.

******************************************************************************************************************************************************************************

Vionto, Vera’nın kapılarından içeri girdiğinde Diva bir anlık kötü bir hisse kapıldı. Vionto’nun durumu kötü görünüyordu. Vionto’nun rahat ettirilebilmesi için gerekli tüm emirleri veren Diva, onunla konuşma işini bir süreliğine erteledi.



Vera’da büyük bir hazırlık vardı. Her an bir saldırı olabilirdi, bu nedenle tüm surlar güçlendiriliyor, komutanlar askerlerini eğitiyordu. Diva, bir gün sonra yaraları sargılanan ve biraz olsun kendine gelen Vionto’nun odasına çıktı. Vionto onu gördüğünde ayağa kalkmaya çalıştı ama Diva onu engelledi.

DİVA: Seni tekrar kanlı, canlı bir şekilde görmeyi beklemiyordum.
VIONTO: Her zamanki gibi açık sözlüsünüz. Ne deyim, ben de beklemiyordum.
DİVA: Nasıl oldu peki? Nasıl kaçabildin oradan?
VIONTO: Kaçmak mı? Kaçmadım efendim. Erantus beni serbest bıraktı.

Diva bu cevapla kaşlarını çattı. Böyle bir şeyin olması çok anlamsızdı.

DİVA: Ama bu… nasıl olur?
VIONTO: İnanın hiçbir fikrim yok. Zindanıma geldi ve artık işine yaramayacağımı söyleyip beni serbest bıraktı. Size iletmemi istediği bir de mektup verdi.
DİVA: Erantus sonunda bana aşk mektubu da yazdı ha?

Bu söz üzerine bir süre gülüştüler. Daha sonra Vionto mektubu Diva’ya uzattı. Mektupta yazanlar kısa ve özdü.

“Aydınlık Lideri Diva…

Hayat sürprizlerle dolu, bunu bana yeniden hatırlattın. Ama bunu senin de hatırlaman lazım. Şu an Vera’da oturmuş benim atacağım adımı bekliyorsun biliyorum. Belki de bu adımlar çoktan atılmıştır. İnsan, çocukluğunun geçtiği yerleri hayal etmeyi ve güneşin batışını izlemeyi çok seviyor. Biz de öyle değil mi? “

Diva mektupta yazanlardan hiçbir şey anlamamıştı. Bunlar ne demek oluyordu? Vionto’yu neden bu kadar süre sonra serbest bırakmıştı. Ortada dönen bir oyun vardı ve Diva bu oyuna karşı uyanık olmalıydı. Vionto’ya bu konu ile ilgili bir şey bilip bilmediği sordu. Vionto’dan hayır cevabını aldıktan sonra odayı terk etti.


****************************************************************************************************************************************************************************

Yuko, güney bölgesinde bir hareketlilik olduğunu askerlerinden haber aldı. Bu haberi Diva’ya iletmek için Vera’da hızlı adımlarla ilerlerken güneydeki Aydınlık askerleri birer birer ölüyordu.

Diva beklenen anın geldiğini anladı ve mektupta yazan “adımlar çoktan atılmıştır” cümlesini hatırladı. Vera’daki alana toplanan askerlere son bir konuşma yaptı. Aydınlığın kesin zaferi için Zona ele geçirilmeliydi. Tabii bundan önce Vera’nın korunması da gerekliydi. Ordunun bir kısmı ve savaşçı pokemonlar güneye doğru ilerlemeye başladı. Uçan pokemonlar karanlık askerlerinin de kuzeye doğru ilerlemekte olduklarını gördüler. Büyük savaşa artık ramak kalmıştı. Yuko ve Alara komutasındaki ordular önden ilerliyordu. Büyükçe bir tepeyi aştıklarında ufukta beliren siyah noktayı gördüler. Bunlar karanlık askerleriydi. Yuko ve Alara bu noktayı gördüklerinde biraz korku biraz da hırs duyguları ile doldular.

Diva, Vera’da beklerken mektupta yazanlar hala kafasını meşgul ediyordu. Erantus bir şeyler planlıyordu. Bundan emindi. Ama ne yapmaya çalışıyordu?
Yuko ve Alara’nın ordusu Serena yakınlarındaki büyükçe bir düzlükle beklemeye başladı. Askerler ve pokemonlar dinleniyordu. Karanlık nokta büyüyerek ufukta yayıldı ve onlara doğru her saniye yaklaştı. Mutana ve Xaron komutasındaki ordu düzlüğe ulaştığında karşılarında bembeyaz bir grup gördüler.

***********************************************************************************************************************************************************************

Diva, büyük savaştan önce Brandon’ın yanına indi. Saf değiştiren ve Light Orman’ın kaybedilmesine neden olan Brandon, Vera’ya yaptığı saldırıda esir düşmüştü. Diva, zindana girdi ve Brandon’ın yanına oturdu.

BRANDON: Nutuk dinleyecek durumda değilim, neden geldin?
DİVA: Çok yakında büyük savaş olacak. Bunun ne anlama geldiğini biliyorsun değil mi?
BRANDON: Evet. Sonunda yok olacağını gün geldi.
DİVA: İnanmadığın şeyleri söyleme bana.
BRANDON: Bunu da nerden çıkardın? Erantus’un ordusunu gördüğünde ne demek istediğimi anlayacaksın.
DİVA: Savaşları büyük ordular kazanmaz, ayrıca kraldan çok kralcı olma.
BRANDON: Ahh Diva ahh. Her zaman böyle umut dolusun. Ama bu sözlerin ne kadar boş olduğunu yakında anlayacaksın. Bunu göremeyeceğim için üzülüyorum.
DİVA: Ben de buraya zaferimi görebilesin diye geldim.
BRANDON: Ne yani serbest mi bırakacaksın beni?
DİVA: Evet.

İçeri giren iki asker Brandon’ın kollarındaki zincirleri çözdü ve onu zindandan çıkardı. Brandon sadece “neden” diyebildi. Diva, “çünkü doğruları görmen gerekiyor” dedi.

*********************************************************************************************************************************************************************

Mutana ve Xaron’un orduları ile Yuko ve Alara’nın orduları büyük bir hızla birbirlerine doğru koşmaya başladı. Uçan pokemonlar birbirleriyle gökyüzünde çarpıştılar. Daha sonra güçlü ve dev cüsseli pokemonlar tüm güçleriyle birbirlerine çarptılar. Saniyeler içinde ortalık karma karışık bir hal aldı. Alev saçan, su fışkırtan, zehirli iğne fırlatan pokemonların arkasında askerler okları ve mızrakları ile düşmanı alt etmeye çalışıyordu.

Diva, Brandon’ı serbest bıraktıktan sonra yeniden surların üzerine çıktı. Brandon, Vera’nın dev kapılarına son kez bakıp güneye doğru yürümeye başladı.

Yuko ve Alara’nın orduları kayıplar vermesine rağmen müthiş bir direniş gösteriyordu. Karanlık askerleri bir süre sonra geri çekilmeye başladılar. Pokemonlar geri çekilmeyi kabul etmiyorlardı fakat Yuko’nun geride bıraktığı 50 civarındaki ateş pokemonun ani saldırısı ile onlar da dağılmaya başladı. Alara, son darbeyi vurmak için tüm ordusunu topladı ve saldırıya geçti. Bunun üzerine Mutana ve Xaron pokemonlarının sırtına atlayarak oradan uzaklaştı. Geride kalan pokemonlar ve askerlerin çoğu öldürülürken kaçanlar ormana ve tepelere sığındı.

Yuko ve Alara zafer coşkusunu Vera’ya iletmek için işaret gönderdiler. Uçan ateş pokemonları alev çemberi yaparak bu çemberin etrafında uçtular. Bu işaret Vera’da büyük coşku ile karşılandı. Artık zaferin önündeki engel kalkmıştı. Vera’da hazırlanan büyük ordu Zona’ya doğru harekete geçebilirdi.

********************************************************************************************************************************************************************

Mutana ve Xaron, hızla Erantus’un yanına geldiler. Erantus kafasını salladı ve gülümsedi. Elini havaya kaldırarak arkasındaki binlerce karanlık askerine ilerlemesi yönünde işaret verdi.

***********************************************************************************************************************************************************************

Diva, zaferi kutlarken aniden unuttuğu bir şeyi hatırladı. Erantus’un mektubunda bahsettiği o anlamsız cümle…

“İnsan, çocukluğunun geçtiği yerleri hayal etmeyi ve güneşin batışını izlemeyi çok seviyor. Biz de öyle değil mi?”

Diva, Kura Vadisi’nde çocukluğunu hatırladığı ve üzüntüden ağladığı anı hatırladı. Alara ile karşılaşmadan hemen öncesiydi. Bu ne anlama geliyordu ki şimdi? Yoksa Erantus bir şeyler…

SAM: Efendim! Efendim! Batıdan büyük bir ordu bize yaklaşıyor!

Diva, dürbünü alıp baktığında Erantus’un Zekrom’un sırtında olduğunu gördü. Arkasındaki ordu ise karanlık bir kabus gibi uzanıyordu. Diva o an mektupta yazanları anladı. Erantus Kura Vadisi’nden batıya gizlice kaymış ve güneşin battığı yerden saldırıya geçmişti.

DİVA: Bu bir tuzakmış!

Diva’nın elindeki dürbün düşüp paramparça oldu fakat dürbün parçalanırken çıkan sesi kimse duymadı. Vera’daki herkes zaferi kutluyordu…






9.BÖLÜMÜN SONU...
PokémonMaster.Net
Diva....


GELECEK HAFTA FİNAL BÖLÜMÜ YAYINLANACAKTIR...
Resim

FC: 1822 - 3800 - 3502

Kullanıcı avatarı
leonkont
Pokemon Trainer
Pokemon Trainer
Mesajlar: 1841
Kayıt: Sal Ara 28, 2010 5:43 pm
İletişim:

Re: Pokémon Master: Aydınlık Savaşçıları (9. Bölüm Eklendi!!!)

Mesajgönderen leonkont » Pzr Ara 16, 2018 9:05 pm

Böyle bir eserin yarım kalması üzücü.

“Senaryolar & Hikayeler” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir

Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited ::
Türkçe çeviri: phpBB Türkiye :: ProSilverOnTheRocks by HaNNF :: Tüm zamanlar UTC+03:00